
5 min
BLOG
Op. Dr. Caner Sarıkaya
Beyin omurilik sıvısının (BOS) birikmesiyle ortaya çıkan hidrosefali, nöroşirürjinin en sık karşılaşılan tablolarından biridir. Yüzyıllar boyunca şant cerrahisi bu durumun temel tedavisi olarak kabul edilmiş; ancak son yıllarda endoskopik üçüncü ventrikülostomi (ETV), pek çok hasta grubunda şanta güçlü bir alternatif olarak öne çıkmıştır. Bu yazıda hidrosefalinin ne olduğunu, normal basınçlı hidrosefalinin (NBH) özelliklerini ve ETV’nin nasıl uygulandığını, hangi hastalarda tercih edilmesi gerektiğini ve başarı oranlarını güncel bilgiler ışığında ele alıyoruz.
Hidrosefali; beyin omurilik sıvısının (BOS) üretim ve emilimi arasındaki dengesizlik ve/veya BOS dolaşım yollarındaki bir tıkanıklık sonucunda ventrikül boşluklarında genişleme ve kafa içi basıncında artmayla seyreden klinik bir tablodur. İzole konjenital hidrosefali 1.000 canlı doğumda 1–1,5 olguda görülUrken, konjenital ve edinsel hastalıkların birlikte izlendiği durumlarda bu oran 1.000 canlı doğumda 3–4’e yükselmektedir.
BOS’un büyük çoğunluğu ventriküller içindeki koroid pleksusta üretilir; ventrikül iç yüzeyini döşeyen ependimal hüreler, beyin parenkimi ve spinal sinir kılıfları da küçük miktarlarda katkıda bulunur. Erişkinlerde günlük yaklaşık 500 mL (0,35 mL/dk), çocuklarda ise 250 mL BOS üretilir. Toplam BOS hacmi 150 mL civarındadır.
BOS üretim yerinden yani ventrikülerden sisternalara, oradan subaraknoid aralığa geçer ve araknoid granülasyonlar aracılığıyla venöz sinüslere geri emilir. BOS emilimi kafa içi basıncına bağımlıdır; basınç arttıkça emilim de orantılı biçimde artar. Kafa içi hacmin sabit tutulmasını açıklayan bu denge ‘Monro-Kellie Doktrini’ ile formüle edilmiştir.
Walter Dandy’nin 1919’da geliştirdiği ve günümüzde de geçerliliğini koruyan sınıflamaya göre hidrosefali iki ana gruba ayrılır:
Komünike hidrosefali: BOS dolaşım yollarında tıkanıklık yoktur; sorun BOS’un fazla üretimi ya da emilim yetersizliğidir. Tüm ventriküllerde genişleme görülr (tetraventrikuler hidrosefali). Subaraknoid kanama, menenjit ve araknoidit en sık nedenlerdir. Tedavide ventriküloperitoneal şant (VPŞ) tercih edilir.
Non-komünike hidrosefali: BOS dolaşım yollarında herhangi bir seviyede tıkanıklık mevcuttur. Tıkanıklığın öncesi ve sonrası arasında ciddi basınç farkı oluşur. Konjenital nedenlerin başında akuadukt stenozu, foramen Monroe atrezisi, Chiari ve Dandy-Walker malformasyonları gelir; edinsel nedenlerde ise tümör ve kanamalara sekonder gelişen formlar öne çıkar.
Hidrosefaliye yol açan başlıca nedenler şunlardır:
Klinik bulgular hastasının yaşına ve hidrosefalinin gelişim hızına göre önemli farklılıklar gösterir.
Erken infant döneminde: Kafatasının henüz genişleyebilme kapasitesi nedeniyle klinik tablo sinsi seyreder. Fontanelde bombeleşme, baş çevresinde anormal artış (98. persantilin üzerinde), saçlı deride gerilme ve venlerin belirginleşmesi, sütürlerde ayrışma ve kraniofasiyal orantısızlık gözlenir. Beslenme bozukluğu, kusma, uykuya eğilim ve irritabilite tabloya eşlik edebilir.
Oyun çocukluğu döneminde: Baş ağrısı, oyuna ilgisizlik, nörolojik gelişimde gerilik, motor defisitler, yürumede bozulma ve görme sorunları ön plana çıkar.
Okul çağı ve erişkinlerde: Öğrenme güçlüğü, bilişsel gerileme, baş ağrısı, unutkanlık, davranış ve kişilik değişiklikleri görülr. Hidrosefali hızlı gelişmişse yoğun baş ağrısı, bulantı, kusma, ataksi, spastisite, yukarı bakış kısıtlılığı ve papil ödemi tabloya eklenebilir.
Ultrasonografi (USG): Fontaneli açık infantlarda ve intrauterin dönemde ilk tercih edilen tanı yöntemidir. Radyasyon içermemesi, yatak başında uygulanabilmesi, sedasyon gerektirmemesi ve ucuz olması başlıca avantajlarıdır.
Bilgisayarlı Beyin Tomografisi (BT): Hidrosefalinin tanı ve takibinde en sık başvurulan yöntemdir. Evans oranı hesaplanarak hidrosefali derecesi saptanir ve tedavi sonrası görüntülerle karşılaştırılır.
Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG): Etyolojik nedenlerin belirlenmesinde, BOS hidrodinamiğinin değerlendirilmesinde ve tedavi alternatiflerinin seçiminde altın standarttır. Basınçlı hidrosefali vakalarında temporal boynuzlarda genişleme, serebral sulkuslarda obliterasyon, frontal boynuzlarda balonlaşma (‘Mickey Mouse kulakları’), periventrikuler ödem tipik MRG bulguları arasındadır.
Normal basınçlı hidrosefali (NBH), BOS’un birikmesi sonucunda ventriküllerin genişleyip kafa içi basıncının normal sınırda seyrettigi özel bir hidrosefali formudur. İlk kez Dr. Salomon Hakim tarafından 1964’te tanımlanmıştır. En sık yaşlı hastalarda karşılaşılır. Çoğu vakada idiyopatiktir; ancak kafa travması, subaraknoid kanama, menenjit, tümör veya kist, subdural hemoraji ve postoperatif durumlar sekonder NBH’ye zemin hazırlayabilir.
NBH’nin üç temel bulgusu şunlardır:
NBH tanısı için ventriküler genişleme zorunludur. Evans indeksi (>0,3) veya bikaudat oranı (>0,25) kullanılır. Buna ek olarak şu destekleyici bulgulardan en az birinin bulunması beklenir:
Tanı doğruluğunu %90’ın üzerine çıkaran üç test mevcuttur:
NBH’de seçilecek tedavi ventriküloperitoneal (VP) şanttır. Aşırı drenaja bağlı subdural hematom gelişiminden kaçınmak için orta basınçlı valv (kapanış basıncı 65–90 mmH₂O) tercih edilir. Şant ile en sık düzelen belirti yürüme bozukluğu, ardından inkontinans ve son olarak demanstır.
Hidrosefalinin tedavisi cerrahidir. Cerrahi öncesinde zaman kazanmak amacıyla BOS yapımını azaltan asetazolamid kullanılabilir. Cerrahi seçenekler şunlardır:
Endoskopik üçüncü ventrikülostomi (ETV), üçüncü ventrikülün tabanına endoskopik olarak açılan küçük bir delik aracılığıyla BOS’un tıkalı akuaduktun etrafından dolaşarak prepontin sisterne boşalmasını sağlayan bir cerrahi yöntemdir.
ETV’nin şant cerrahisine kıyasla temel avantajları şunlardır:
Bu avantajları sayesinde ETV, özellikle non-komünike hidrosefalide günümüzde ön planda tercih edilen tedavi yöntemi hâline gelmiştir. Emilim bozukluğu olan olgularda ise başarı şansı düşmektedir.
ETV başarısını doğrudan etkileyen üç temel parametre yaş, etyoloji ve şant öyküsüdür. Aşağıdaki tablo bu parametrelere göre 6 ay boyunca fenestrasyonun açık kalma oranlarını göstermektedir.

ETV Başarı Skoru (ETVSS — ETV Success Score), Kulkarni ve arkadaşları tarafından geliştirilen ve ameliyat öncesinde ETV’nin başarı olasılığını tahmin etmeye yarayan kanıta dayalı bir puanlama sistemidir. Skor; yaş, etyoloji ve şant öyküsü parametrelerinin birlikte değerlendirilmesiyle hesaplanır ve cerrahi karar sürecine rehberlik eder.

Bu skor, özellikle çocuklarda gereksiz şant uygulamalarını azaltmak ve doğru hastaya doğru tedaviyi sunmak açısından kritik öneme sahiptir.
ETV, genel anestezi altında, genellikle sağ taraf Kocher noktasına tek bir burr hole açılarak gerçekleştirilir.
Erişim: Sağ taraf Kocher noktasına burr hole açılır, durada artı şeklinde insizyon yapılır. Endoskopun çalışma kanalı kullanılır ya da ventriküloport sistemi yerleştirilerek transventrikülport yöntemiyle çalışılır.
Lateral ventrikül içine giriş: Sağ ventrikül içine girildikten sonra sistem vücut sıcaklığına ısıtılmış Laktat Ringer solüsyonuyla irrigue edilir. Hidrosefali hastalarında foramen Monroe genellikle geniş görülür. Talamostriat ven arkada, anterior septal ven medialde kalacak şekilde oryante olunarak koroid pleksusa ve fornikse zarar verilmeksizin üçüncü ventrikül içine girilir.
Üçüncü ventrikülün değerlendirilmesi: Etyolojiye bağlı olarak içeride kanama yıkım ürünleri, tümör dokusu, fibroz yapışıklıklar veya akuaduktu tıkayan membran izlenebilir. Üçüncü ventrikül tabanında önde infundibuler reses, gerisinde dorsum sella, onun gerisinde perfore edilecek membran, daha geride ise baziler arter tepesi ve tuber sinereum görülür.
Membranın perforasyonu: Mamiller cisimlerin 2–5 mm önünden membran, yumuşak uçlu balon kateteri ya da kılavuz ile penetre edilir.
Açıklığın genişletilmesi: Açılan delikten Fogarty balon kateteri geçirilir; önceden 0,5 mL hava/SF ile şişirilip kontrol edilen balon şişirilerek açıklık genişletilir ve BOS akımıyla birlikte septumun hareketi gözlenir.
Liliequist membranının eksplorasyonu: Açıklık yeterliyse buradan girilerek Liliequist membranı da penetre edilir ve endoskopla prepontin sistern explore edilir.
ETV genel olarak güvenli bir prosídür olmakla birlikte belirli riskler taşımaktadır:
Bu komplikasyonlar nadir olmakla birlikte, deneyimli nöroşirürji merkezlerinde dikkatli hasta seçimi ve teknik titizlikle en aza indirilebilir.
Bu sorunun yanıtı büyük ölçüde ETVSS skoruna, hidrosefalinin tipine ve hastasının klinik özelliklerine göre şekillenir.

Şant cerrahisi hayat kurtarici olsa da önemli komplikasyon riskleri taşımaktadır:
Hidrosefali, tedavi edilmediğinde ciddi nörolojik hasara ve yaşam kalitesinin belirgin biçimde düşmesine yol açan önemli bir nöroşirürji patolojisidir. Normal basınçlı hidrosefali ise özellikle yaşlı nüfusta giderek artan sıklıkta karşılaşılan ve tanı konulduğunda büyük ölçüde tedavi edilebilir bir tablodur.
Endoskopik üçüncü ventrikülostomi, özellikle non-komünike hidrosefali vakalarında şanta güçlü ve etkin bir alternatif olarak öne çıkmaktadır. ETVSS gibi kanıta dayalı araçların kullanımı, doğru hastada doğru tedavinin seçilmesine olanak tanımakta; gereksiz şant uygulamalarını azaltarak hem hasta konforunu hem de uzun vadeli sonuçları iyileştirmektedir.
Cerrahi tekniğin deneyimli ellerde uygulanması, komplikasyon oranlarını en aza indirmekte ve hastaların şant bağımlılığından kurtularak daha kaliteli bir yaşam sürmesine zemin hazırlamaktadır
Beyin tümörü ameliyatı esnasında kraniotomi tekniği kullanılır. Kraniotomi tekniğinde beyin tümörünü çıkarmak amacıyla kafatasında kontrollü bir pencere açılır.
Beyin ameliyatı, kraniyotomi beyin tümörü, damar hastalığı veya travma gibi nedenlerle bu ameliyatlarda kafatasının bir bölümünün açılarak beyne ulaşılması için uygulanan cerrahi yöntemdir.
Beyin ameliyatı, tümörler, damar tıkanıklıkları ve beyin kanamaları gibi ciddi nörolojik hastalıkların tedavisinde uygulanan, yüksek hassasiyet gerektiren bir cerrahi işlemdir.
Düşük dereceli beyin tümörü (low grade glial tümör), genellikle yavaş büyüyen, daha az agresif seyirli ve erken evrede daha başarılı şekilde tedavi edilebilen bir tümör tipidir.
Beyin ameliyatı geçiren bir kişinin iyileşme süresi, ameliyatın türüne ve hastanın genel sağlık durumuna bağlı olarak genellikle birkaç haftadan birkaç aya kadar sürebilir.
Glioblastom ve yüksek dereceli beyin tümörleri belirtileri, tanı yöntemleri ve tedavi seçenekleri hakkında bilmeniz gerekenler
Beyin ameliyatı sonrası süreç, hastanın genel durumu ve ameliyatın kapsamına göre önce yoğun bakımda izlemle başlar, ardından taburculuk sonrası fiziksel, zihinsel ve duygusal rehabilitasyonu içeren kademeli bir iyileşme süreciyle devam eder.
Beyin ameliyatı, tüm cerrahi işlemlerde olduğu gibi enfeksiyon, kanama ve anesteziye bağlı risklerin yanı sıra nörolojik hasar, felç, konuşma bozukluğu gibi kalıcı komplikasyonlar riski de taşıyan ciddi bir girişimdir.
Bel kayması ameliyatı, omurlar arasındaki bozulmuş dengeyi düzeltmek ve sinirler üzerindeki baskıyı gidermek amacıyla uygulanan cerrahi bir yöntemdir. Bu operasyonun temel hedefi, omurgayı stabilize ederek hastanın ağrı ve hareket kısıtlılığı gibi şikayetlerini kalıcı olarak hafifletmektir.

Vidasız Kanal Daralması Ameliyatı
Vidasız kanal daralması ameliyatı, omurgaya vida veya plaka yerleştirilmeden yapılan cerrahi bir yöntemdir. Burada amaç, daralmış kanalı genişletmek ama aynı zamanda omurganın doğal yapısını korumaktır

Bel Fıtığı Ameliyatı Olanların Bilmesi Gerekenler
Bel fıtığı, bel bölgesindeki omurlar arasındaki diskin dışarı taşarak sinirlere baskı yapması sonucu bel ağrısı, bacak ağrısı ve hareket kısıtlılığına yol açar. Ameliyatta sinir basısını ortadan kaldırarak hastanın ağrılarını gidermeyi amaçlayan etkili bir cerrahi tedavi yöntemidir.
Karpal tünel sendromu, el bileğindeki sinirin sıkışması sonucu elde uyuşma, ağrı ve güçsüzlüğe yol açan bir sinir sıkışması hastalığıdır.
Düşük Ayak Nedir?
Düşük ayak, ayak bileğini yukarı kaldıran kasların zayıflığı veya sinir hasarı nedeniyle ayağın yürürken sürüklenmesine yol açan nörolojik bir durumdur.
Bel fıtığı ameliyatı, sinir üzerindeki baskıyı mikrocerrahi yöntemle kaldırarak ağrı, uyuşma ve güç kaybını hızlı şekilde azaltmayı amaçlayan etkili bir tedavidir.
Boyun fıtığı ameliyatı, omurilik ve sinir kökü baskısını mikrocerrahi veya ön servikal diskektomi yöntemleriyle gidererek ağrı, uyuşma ve kol güçsüzlüğünü hızlı şekilde azaltmayı amaçlayan güvenilir bir tedavidir.

Bel Kayması Ameliyatı Kaç Günde İyileşir?
Bel kayması ameliyatı, kaymış omurların vida–plak sistemleriyle yeniden hizalanıp sabitlenerek sinir basısının giderilmesini ve ağrı ile hareket kısıtlılığının kalıcı olarak düzeltilmesini amaçlayan etkili bir cerrahi tedavidir.
