
5 min
BLOG
Op. Dr. Caner Sarıkaya
Beyin MR'ında menenjiom saptandığında hastaların büyük çoğunluğu aynı endişeyi yaşar: "Ameliyat olmam gerekiyor mu?"
Kliniğimde menenjiom tanısı alan hastalarla yaptığım görüşmelerde en sık karşılaştığım durum, hastanın kendisini tamamen sağlıklı hissederken çekilen bir MR sonucunda tümör olduğunu öğrenmesidir. Menenjiomlar çoğu zaman yavaş büyüyen ve iyi huylu karakter gösteren tümörlerdir. Ancak her menenjiom aynı şekilde davranmaz. Bazıları yıllarca değişmeden kalırken, bazıları büyüyerek görme kaybına, nöbetlere veya kol ve bacaklarda güç kaybına yol açabilir.
Bu nedenle menengiom ameliyatı kararı yalnızca tümörün varlığına göre değil; büyüklüğü, yerleşim yeri, büyüme hızı ve hastanın şikayetleri değerlendirilerek verilmelidir.
Menenjiomlar beyni ve omuriliği çevreleyen zar tabakalarından kaynaklanan tümörlerdir. Erişkinlerde görülen en sık primer beyin tümörlerinden biridir. Büyük çoğunluğu iyi huylu olsa da kapalı bir alan olan kafatası içerisinde büyüdükleri için zamanla ciddi sorunlara neden olabilirler. Menenjiomlar en sık beyin yüzeyinde, falks bölgesinde ve sfenoid kanat çevresinde görülür. Tüm olguların yaklaşık %80-85'i WHO Grade I olarak sınıflandırılan iyi huylu menenjiomlardır.
Bu sorunun tek bir cevabı yoktur.
Aşağıdaki durumlarda genellikle menengiom ameliyatı öneriyoruz:
Buna karşılık küçük, tesadüfen saptanan ve büyüme göstermeyen menenjiomlar düzenli MR kontrolleri ile takip edilebilir.
Menenjiom ameliyatı genel anestezi altında gerçekleştirilir. Tümörün bulunduğu bölgeye göre uygun bir kemik pencere açılır ve ameliyat mikroskobu yardımıyla tümöre ulaşılır.Mikrocerrahi ile tümörün çevresindeki sağlıklı doku ve damarlar korunarak tümör dokusu çıkarılır. Çıkarılan doku patolojiye gönderilir.
Cerrahinin temel amacı tümörü mümkün olduğunca tamamen çıkarmaktır. Bunun yanında tümörü besleyen damarların kontrol edilmesi ve tümörün yapışık olduğu zar dokusunun da temizlenmesi nüks riskini azaltabilir. Cerrahi tedavide ana hedef total rezeksiyondur.
Hastaların sık sorduğu sorulardan biri de ameliyatın süresidir.
Ameliyat süresi;
göre değişir.
Basit yerleşimli menenjiomlarda ameliyat 2-3 saat sürebilirken, kafa tabanı menenjiomlarında bu süre 8 saate hatta daha uzun sürelere ulaşabilir.
Her beyin ameliyatında olduğu gibi menenjiom ameliyatında da belirli riskler vardır. Ancak risk oranı çoğu zaman tümörün bulunduğu bölgeye bağlıdır.
Örneğin beynin yüzeyinde bulunan bir konveksite menenjiomu ile görme siniri, şah damarı veya beyin sapına komşu bir kafa tabanı menenjiomunun cerrahi riski aynı değildir.
Olası riskler arasında:
sayılabilir.
Ancak günümüzde mikroskopik cerrahi teknikler, nöronavigasyon ve nöromonitörizasyon sistemleri sayesinde başarı oranları oldukça yüksektir.
Bu soruya hastaya göre cevap vermek gerekir.
Bazı menenjiomlar cerrahi olarak oldukça ulaşılabilir bölgelerde bulunurken bazıları kafa tabanında, damarların ve sinirlerin arasında yer alabilir.
Özellikle:
ileri düzey cerrahi deneyim gerektiren tümörlerdir.
Hastaların büyük kısmı ameliyattan sonraki ilk gün ayağa kaldırılır.
Ortalama olarak:
Ameliyat öncesinde nörolojik kayıp bulunan hastalarda iyileşme daha uzun sürebilir.
Menenjiom ameliyatı da bir beyin tümörü ameliyatıdır. İlk birkaç hafta içerisinde yara iyileşmesi tamamlanır. Ancak sinir sisteminin toparlanması daha uzun zaman alabilir.
Özellikle güç kaybı, denge bozukluğu veya görme problemleri olan hastalarda iyileşme süreci birkaç aya kadar uzayabilir.
Bu soru tanı alan her hastanın aklından geçer.
İyi huylu ve tamamen çıkarılabilen menenjiomlarda yaşam beklentisi genellikle normal popülasyona yakındır. Kaynak verilerde menenjiom hastalarında 5 yıllık sağkalım oranının %91'in üzerinde olduğu bildirilmektedir.
Yaşam süresini etkileyen en önemli faktörler:
Ameliyat gerektiren bir menenjiom tedavi edilmezse zaman içerisinde büyümeye devam edebilir.
Bunun sonucunda:
ortaya çıkabilir.
Bazı hastalarda geri dönüşü olmayan nörolojik hasarlar gelişebilir.
"İyi huylu" ifadesi çoğu zaman hastaları yanıltmaktadır.
Bir menenjiomun iyi huylu olması, büyümeyeceği veya zarar vermeyeceği anlamına gelmez. Özellikle kritik bölgelerde yerleşen iyi huylu menenjiomlar bile zamanla ciddi nörolojik problemlere neden olabilir.
Menenjiom büyüdükçe çevredeki beyin dokusuna baskı yapmaya başlar.
Buna bağlı olarak:
Bu nedenle düzenli takip büyük önem taşır.
Cerrahi sonrası memnuniyet büyük ölçüde tümörün yerine, ameliyat öncesi nörolojik duruma ve tümörün tamamen çıkarılıp çıkarılamamasına bağlıdır.
Özellikle baş ağrısı, nöbet veya görme şikayetleri nedeniyle ameliyat edilen hastaların önemli bir kısmı operasyon sonrasında yaşam kalitesinde belirgin düzelme tarif etmektedir.
Menenjiomlar yalnızca yerleşim yerlerine göre değil, mikroskop altında gösterdikleri özelliklere göre de sınıflandırılır. Patoloji raporunda yer alan WHO derecelendirmesi, tümörün davranışı ve tekrar etme riski hakkında önemli bilgiler verir.
En sık görülen menenjiom tipidir. Tüm olguların yaklaşık %80-85'ini oluşturur. Yavaş büyür ve tam çıkarıldığında uzun yıllar boyunca tekrar etmeyebilir. Çoğu hastanın duyduğu "iyi huylu menenjiom" ifadesi bu grubu tanımlar.
Atipik menenjiom olarak adlandırılır. Daha hızlı büyüme eğilimindedir ve ameliyat sonrasında tekrar etme riski daha yüksektir. Bu nedenle bazı hastalarda ameliyat sonrasında radyoterapi önerilebilir.
En nadir görülen ancak en agresif gruptur. Malign menenjiom olarak da adlandırılır. Tekrarlama riski belirgin şekilde yüksektir ve genellikle ameliyat sonrasında ek tedavi gerekir.
Menenjiom tanısında en değerli görüntüleme yöntemi kontrastlı beyin MR'ıdır.
Tipik olarak menenjiomlar:
Bu görüntü özellikleri çoğu zaman tanının ameliyat öncesinde büyük ölçüde konulmasını sağlar.

Her zaman hayır.
MR görüntüsü menenjiom düşündürebilir ancak kesin tanı patoloji incelemesi ile konur. Bazen beyin metastazları da menenjiyom ile karışabilir. Bu nedenle ameliyat sonrasında çıkarılan tümörün histopatolojik değerlendirilmesi son derece önemlidir.
Gamma Knife, yüksek doz radyasyonun milimetrik hassasiyetle tümöre yönlendirilmesini sağlayan bir radyocerrahi yöntemidir.
Özellikle:
tercih edilebilir.
Ancak her menenjiom Gamma Knife için uygun değildir.
Özellikle büyük boyutlu ve ciddi bası oluşturan tümörlerde ilk seçenek genellikle menengiom ameliyatıdır.
Hastaların en sık sorduğu sorulardan biri de budur.
Tekrarlama riskini etkileyen başlıca faktörler:
WHO Grade yükseldikçe tekrar riski artar.
Tümörün tamamen çıkarılması tekrar riskini belirgin şekilde azaltır.
Bazı kafa tabanı menenjiomlarında kritik sinir ve damarlar nedeniyle tümörün tamamını çıkarmak mümkün olmayabilir.
Bu durumlarda düzenli takip büyük önem taşır
Beyin tümörü ameliyatı esnasında kraniotomi tekniği kullanılır. Kraniotomi tekniğinde beyin tümörünü çıkarmak amacıyla kafatasında kontrollü bir pencere açılır.
Beyin ameliyatı, kraniyotomi beyin tümörü, damar hastalığı veya travma gibi nedenlerle bu ameliyatlarda kafatasının bir bölümünün açılarak beyne ulaşılması için uygulanan cerrahi yöntemdir.
Beyin ameliyatı, tümörler, damar tıkanıklıkları ve beyin kanamaları gibi ciddi nörolojik hastalıkların tedavisinde uygulanan, yüksek hassasiyet gerektiren bir cerrahi işlemdir.
Düşük dereceli beyin tümörü (low grade glial tümör), genellikle yavaş büyüyen, daha az agresif seyirli ve erken evrede daha başarılı şekilde tedavi edilebilen bir tümör tipidir.
Beyin ameliyatı geçiren bir kişinin iyileşme süresi, ameliyatın türüne ve hastanın genel sağlık durumuna bağlı olarak genellikle birkaç haftadan birkaç aya kadar sürebilir.
Glioblastom ve yüksek dereceli beyin tümörleri belirtileri, tanı yöntemleri ve tedavi seçenekleri hakkında bilmeniz gerekenler
Beyin ameliyatı sonrası süreç, hastanın genel durumu ve ameliyatın kapsamına göre önce yoğun bakımda izlemle başlar, ardından taburculuk sonrası fiziksel, zihinsel ve duygusal rehabilitasyonu içeren kademeli bir iyileşme süreciyle devam eder.
Beyin ameliyatı, tüm cerrahi işlemlerde olduğu gibi enfeksiyon, kanama ve anesteziye bağlı risklerin yanı sıra nörolojik hasar, felç, konuşma bozukluğu gibi kalıcı komplikasyonlar riski de taşıyan ciddi bir girişimdir.
Bel kayması ameliyatı, omurlar arasındaki bozulmuş dengeyi düzeltmek ve sinirler üzerindeki baskıyı gidermek amacıyla uygulanan cerrahi bir yöntemdir. Bu operasyonun temel hedefi, omurgayı stabilize ederek hastanın ağrı ve hareket kısıtlılığı gibi şikayetlerini kalıcı olarak hafifletmektir.

Vidasız Kanal Daralması Ameliyatı
Vidasız kanal daralması ameliyatı, omurgaya vida veya plaka yerleştirilmeden yapılan cerrahi bir yöntemdir. Burada amaç, daralmış kanalı genişletmek ama aynı zamanda omurganın doğal yapısını korumaktır

Bel Fıtığı Ameliyatı Olanların Bilmesi Gerekenler
Bel fıtığı, bel bölgesindeki omurlar arasındaki diskin dışarı taşarak sinirlere baskı yapması sonucu bel ağrısı, bacak ağrısı ve hareket kısıtlılığına yol açar. Ameliyatta sinir basısını ortadan kaldırarak hastanın ağrılarını gidermeyi amaçlayan etkili bir cerrahi tedavi yöntemidir.
Karpal tünel sendromu, el bileğindeki sinirin sıkışması sonucu elde uyuşma, ağrı ve güçsüzlüğe yol açan bir sinir sıkışması hastalığıdır.
Düşük Ayak Nedir?
Düşük ayak, ayak bileğini yukarı kaldıran kasların zayıflığı veya sinir hasarı nedeniyle ayağın yürürken sürüklenmesine yol açan nörolojik bir durumdur.
Bel fıtığı ameliyatı, sinir üzerindeki baskıyı mikrocerrahi yöntemle kaldırarak ağrı, uyuşma ve güç kaybını hızlı şekilde azaltmayı amaçlayan etkili bir tedavidir.
Boyun fıtığı ameliyatı, omurilik ve sinir kökü baskısını mikrocerrahi veya ön servikal diskektomi yöntemleriyle gidererek ağrı, uyuşma ve kol güçsüzlüğünü hızlı şekilde azaltmayı amaçlayan güvenilir bir tedavidir.

Bel Kayması Ameliyatı Kaç Günde İyileşir?
Bel kayması ameliyatı, kaymış omurların vida–plak sistemleriyle yeniden hizalanıp sabitlenerek sinir basısının giderilmesini ve ağrı ile hareket kısıtlılığının kalıcı olarak düzeltilmesini amaçlayan etkili bir cerrahi tedavidir.
