
5 min
BLOG
Op. Dr. Caner Sarıkaya
Hipofiz tümörü tanısı alan hastaların büyük bölümü ilk görüşmede aynı soruyu sorar:
"Hocam, ameliyat olmam gerekiyor mu?"
Hipofiz bezi yalnızca yaklaşık yarım gram ağırlığında olmasına rağmen vücudumuzdaki birçok hormonun kontrol merkezidir. Bu nedenle hipofiz bezinde gelişen bir tümör yalnızca beyin içerisinde yer kaplayan bir kitle oluşturmaz; aynı zamanda hormon dengesini de bozabilir. Bazı hastalarda adet düzensizliği, süt gelmesi, el ve ayaklarda büyüme, kilo artışı veya görme kaybı gibi şikayetlerin altında hipofiz tümörü yatmaktadır. Hipofiz tümörlerinin önemli bir kısmında tedavinin temelini cerrahi oluşturur. Günümüzde hastaların büyük bölümünde tercih edilen yöntem ise endoskopik hipofiz ameliyatıdır. Hipofiz adenomlarının tedavisinde cerrahi, özellikle prolaktinoma dışındaki birçok tümörde ilk tercih edilen yöntemdir.
Hipofiz tümörleri iki farklı şekilde belirti verebilir.
Birinci grup tümörler aşırı hormon salgılar. Bu durumda:
gelişebilir.
İkinci grup ise hormon salgılamayan ancak büyüyerek çevre dokulara baskı yapan tümörlerdir.
Bu hastalarda:
ortaya çıkabilir.
Evet.
Hipofiz bezinin hemen üzerinde görme sinirlerinin çapraz yaptığı optik kiazma bulunmaktadır. Tümör yukarı doğru büyüdüğünde bu yapıya baskı yapabilir.
Klasik olarak hastalarda:
görülebilir. Büyük hipofiz tümörlerinde ameliyat kararının en önemli nedenlerinden biri görme fonksiyonlarının korunmasıdır.
Geçmiş yıllarda hipofiz tümörleri için daha çok mikroskopik veya transkranial yöntemler kullanılıyordu. Günümüzde ise hastaların yaklaşık %95'inde transsfenoidal yöntem tercih edilmektedir ve bunların büyük kısmı endoskopik olarak yapılmaktadır.
Endoskopik hipofiz ameliyatında:
Bu yöntem sayesinde hastalar daha hızlı iyileşebilir ve cerrah daha geniş görüş açısına sahip olur.
Endoskopik hipofiz ameliyatı genel anestezi altında gerçekleştirilir.
Burun deliğinden yerleştirilen ince endoskop yardımıyla sfenoid sinüse ulaşılır. Daha sonra hipofiz bezinin bulunduğu sellar bölge açılarak tümör çıkarılır.
Cerrahide temel amaç:
Hastaların en sık sorduğu sorulardan biridir.
Tümörün boyutuna ve yayılımına bağlı olarak operasyon süresi değişebilir.
Genel olarak:
sürebilir.
Her ameliyat gibi hipofiz ameliyatının da riskleri vardır.
Bunlar arasında:
sayılabilir.
Ancak deneyimli merkezlerde ciddi komplikasyon oranları oldukça düşüktür.
Ameliyat sırasında beyin omurilik sıvısı (BOS) kaçağı görülen hastalarda, burundan sıvı gelmesini önlemek ve ameliyat bölgesinin daha sağlıklı iyileşmesini sağlamak amacıyla bel bölgesinden lomber drenaj kateteri yerleştirilebilir. Bu kateter, beyin omurilik sıvısının basıncını azaltarak ameliyat sahasının korunmasına yardımcı olur.
Lomber drenaj takılan hastalar genellikle 3 gün boyunca yatak istirahati ile takip edilir. Bu süre içerisinde yatak içinde sağa sola dönebilir, pozisyon değiştirebilir ve temel ihtiyaçlarını karşılayabilirler; ancak ayağa kalkmaları önerilmez. Günlük drenaj miktarı ve klinik bulgular düzenli olarak takip edilir.
Üçüncü günün sonunda kateter çıkarıldıktan sonra hasta ayağa kaldırılır, yürümesi değerlendirilir ve herhangi bir sorun saptanmaması halinde taburculuğu planlanır.
Ameliyat sırasında BOS kaçağı izlenmeyen hastalarda ise genellikle ameliyattan sonraki ilk 24 saat içinde ayağa kalkmalarına ve yürümelerine izin verilir.
İyileşme sürecinin sorunsuz ilerlemesi için:
Ameliyat sonrası özellikle aşağıdaki belirtiler takip edilmelidir:
Bu durumlarda mutlaka doktora başvurulmalıdır.
Hastaların büyük bölümü:
Ancak hormon düzeylerinin normale dönmesi bazen daha uzun sürebilir.
Bu soru özellikle görme kaybı nedeniyle ameliyat edilen hastalarda sık sorulmaktadır.
Amaç görmeyi korumak ve mümkünse düzeltmektir. Hastaların önemli bir bölümünde ameliyat sonrası görme alanında düzelme görülür. Ancak tümörün görme sinirleri üzerinde ne kadar süre baskı yaptığı ve hasarın derecesi sonucu etkileyebilir.
Hipofiz tümörlerinde en önemli nokta yalnızca tümörü görmek değil, tümörün hastaya ne yaptığını değerlendirmektir. Bazı hastalarda hormon bozuklukları ön plandayken bazı hastalarda görme kaybı veya baş ağrısı ön plana çıkabilir. Günümüzde uyguladığımız endoskopik hipofiz ameliyatı sayesinde hastaların büyük bölümünde burundan, kesi yapmadan ve hızlı iyileşme sağlayacak şekilde tedavi gerçekleştirebilmekteyiz.
Beyin tümörü ameliyatı esnasında kraniotomi tekniği kullanılır. Kraniotomi tekniğinde beyin tümörünü çıkarmak amacıyla kafatasında kontrollü bir pencere açılır.
Beyin ameliyatı, kraniyotomi beyin tümörü, damar hastalığı veya travma gibi nedenlerle bu ameliyatlarda kafatasının bir bölümünün açılarak beyne ulaşılması için uygulanan cerrahi yöntemdir.
Beyin ameliyatı, tümörler, damar tıkanıklıkları ve beyin kanamaları gibi ciddi nörolojik hastalıkların tedavisinde uygulanan, yüksek hassasiyet gerektiren bir cerrahi işlemdir.
Düşük dereceli beyin tümörü (low grade glial tümör), genellikle yavaş büyüyen, daha az agresif seyirli ve erken evrede daha başarılı şekilde tedavi edilebilen bir tümör tipidir.
Beyin ameliyatı geçiren bir kişinin iyileşme süresi, ameliyatın türüne ve hastanın genel sağlık durumuna bağlı olarak genellikle birkaç haftadan birkaç aya kadar sürebilir.
Glioblastom ve yüksek dereceli beyin tümörleri belirtileri, tanı yöntemleri ve tedavi seçenekleri hakkında bilmeniz gerekenler
Beyin ameliyatı sonrası süreç, hastanın genel durumu ve ameliyatın kapsamına göre önce yoğun bakımda izlemle başlar, ardından taburculuk sonrası fiziksel, zihinsel ve duygusal rehabilitasyonu içeren kademeli bir iyileşme süreciyle devam eder.
Beyin ameliyatı, tüm cerrahi işlemlerde olduğu gibi enfeksiyon, kanama ve anesteziye bağlı risklerin yanı sıra nörolojik hasar, felç, konuşma bozukluğu gibi kalıcı komplikasyonlar riski de taşıyan ciddi bir girişimdir.
Bel kayması ameliyatı, omurlar arasındaki bozulmuş dengeyi düzeltmek ve sinirler üzerindeki baskıyı gidermek amacıyla uygulanan cerrahi bir yöntemdir. Bu operasyonun temel hedefi, omurgayı stabilize ederek hastanın ağrı ve hareket kısıtlılığı gibi şikayetlerini kalıcı olarak hafifletmektir.

Vidasız Kanal Daralması Ameliyatı
Vidasız kanal daralması ameliyatı, omurgaya vida veya plaka yerleştirilmeden yapılan cerrahi bir yöntemdir. Burada amaç, daralmış kanalı genişletmek ama aynı zamanda omurganın doğal yapısını korumaktır

Bel Fıtığı Ameliyatı Olanların Bilmesi Gerekenler
Bel fıtığı, bel bölgesindeki omurlar arasındaki diskin dışarı taşarak sinirlere baskı yapması sonucu bel ağrısı, bacak ağrısı ve hareket kısıtlılığına yol açar. Ameliyatta sinir basısını ortadan kaldırarak hastanın ağrılarını gidermeyi amaçlayan etkili bir cerrahi tedavi yöntemidir.
Karpal tünel sendromu, el bileğindeki sinirin sıkışması sonucu elde uyuşma, ağrı ve güçsüzlüğe yol açan bir sinir sıkışması hastalığıdır.
Düşük Ayak Nedir?
Düşük ayak, ayak bileğini yukarı kaldıran kasların zayıflığı veya sinir hasarı nedeniyle ayağın yürürken sürüklenmesine yol açan nörolojik bir durumdur.
Bel fıtığı ameliyatı, sinir üzerindeki baskıyı mikrocerrahi yöntemle kaldırarak ağrı, uyuşma ve güç kaybını hızlı şekilde azaltmayı amaçlayan etkili bir tedavidir.
Boyun fıtığı ameliyatı, omurilik ve sinir kökü baskısını mikrocerrahi veya ön servikal diskektomi yöntemleriyle gidererek ağrı, uyuşma ve kol güçsüzlüğünü hızlı şekilde azaltmayı amaçlayan güvenilir bir tedavidir.

Bel Kayması Ameliyatı Kaç Günde İyileşir?
Bel kayması ameliyatı, kaymış omurların vida–plak sistemleriyle yeniden hizalanıp sabitlenerek sinir basısının giderilmesini ve ağrı ile hareket kısıtlılığının kalıcı olarak düzeltilmesini amaçlayan etkili bir cerrahi tedavidir.
