
2 min
BLOG
Op. Dr. Caner Sarıkaya
Transforaminal epidural enjeksiyon ile enflamasyon giderilerek ağrı ortadan kaldırılır. Sebep değil aslında sonuç kaynaklı bir tedavidir.Bel ve kalça eklemlerindeki dejenerasyonunun ilk bulgusu bel ağrısıdır. Dejeneratif sürecin ilerlemesi ile sinirlerin ve omuriliğin basıya uğraması sonucu bacak ağrıları ve yürüme ile bacaklarda uyuşma (nörojenik kladikasyo) bel ağrısına eşlik etmeye başlar ileri vakalarda bel ağrısının yerine geçer. Herniye diskin uzun süreli sinir köklerine bası yapmasının patolojik değişikliğe yol açtığı görülmüştür.
Epidural steroid enjeksiyonu her hastada etkili değildir. Özellikle kısa süreden beri ağrısı olan hastalarda uzun süreli ağrısı olanlardan daha etkilidir.
Ağrısı akut başlangıçlı ve şiddetli olan ameliyat kararı vermek için ise erken olan hastalarda uygulanabilir.
Hem bacak hem bel ağrısında kullanılabilir bir yöntemdir. Bacak ağrısı olan hastalarda bel ağrısına göre bir miktar daha fazla etkilidir.
Disk hernileri, lomber spondiloz, faset eklem dejenerasyonu, spondilolistezis, spondilolizis, skolyoz, ankilozan spondilit, spinal stenoz gibi hastalıklarda uygulanabilir. Disk hernisine bağlı bacak ağrılarında epidural steroid enjeksiyonları daha etkili olduğu görülmüştür. Spondiloz ve spondilolistezis gibi durumlarda etkisi daha düşüktür.
Yapılan çalışmalarda spinal stenozu olan olguların %90’ında tüm olguların %70’inde epidural enjeksiyon sonrası ağrının azaldığı görülmüştür.
Seçilmiş bel fıtığı olgularında fizik tedavi ile birlikte uygulanan epidural steroid enjeksiyonu cerrahiye gerek duyulmaksızın düzelme sağlar.
Epidural steroid enjeksiyonunun temel etkisi, fıtık bölgesindeki inflamasyonu azaltarak sinir üzerindeki baskıya bağlı ağrıyı hafifletmektir. Çalışmalarda, özellikle erken dönemde uygulanan enjeksiyonların ağrı kontrolünü hızla sağladığı gösterilmiştir.
Kullanılan maddenin depo-steroid olması nedeniyle bazı seçilmiş vakalarda steroidin atrofi (küçültücü) etkisi sayesinde fıtığın boyutunda bir miktar küçülme görülebilmektedir. Bu etki yalnızca steroide bağlı olmayıp, vücudun kendi kendini iyileştiren savunma mekanizmaları ile de desteklenebilir. Dolayısıyla, her hastada olmasa da bazı uygun olgularda fıtığın küçülmesi mümkündür.
Uygun hastalarda yapılan epidural enjeksiyonlar sayesinde, sinire baskı yapan fıtığın ameliyat gerektirmeden gerilediği veya tamamen düzeldiği çok sayıda klinik çalışmada gösterilmiştir.Bu nedenle, cerrahi gerekliliği olmayan ve doğru seçilmiş hastalarda epidural enjeksiyon, ameliyatsız iyileşmenin önemli bir basamağını oluşturabilir.
Hasta ameliyathanede C-kollu skopi görüntülemesi altında sinir forameninden omurga içerisine enjeksiyon yapılır. Son zamanlarda bu işlem USG görüntülemesi altında da yapılmaktadır. İşlem flouroskopik yöntemlerle birlikte yapıldığında daha güvenlidir. Flouroskopik yöntem ile ağrının neden olduğu sinir kökü görülerek nokta atış ağrı tedavisi sağlanır.
Ameliyathanede yapılması nedeniyle çoğu zaman hastalar ameliyat olarak görebilmektedir. Bu işlem bir ameliyat değildir. Görüntüleme cihazlarının ameliyathanede olması ve steril koşullar sağlanması için ameliyathanede uygulanmaktadır.

Epidural enjeksiyon, bel fıtığı ve omurga kaynaklı ağrıların tedavisinde uygulanan minimal girişimsel bir yöntemdir. İşlem sonrasında hastaların büyük bir bölümünde ilk 24 saat içinde ağrılarda belirgin bir azalma görülür. Uygulama genellikle kısa sürer ve hastalar yaklaşık 1 saatlik gözlem süresinin ardından güvenle taburcu edilir.
Günlük Aktivitelere Dönüş
İşlem sonrası hastalar çoğunlukla hızlı şekilde normal aktivitelerine dönebilir:
Araç kullanabilir,
Seyahat edebilir,
Merdiven çıkabilir.
Ancak işlemden hemen sonra kısa süreli uyuşma, baş dönmesi veya bacaklarda hafif güçsüzlük hissedilebileceğinden, özellikle uzun yolculuklar veya dikkat gerektiren aktivitelerde hastaların kendilerini tamamen iyi hissetmeleri tavsiye edilir.
Epidural enjeksiyon sonrası birçok hastada ağrılar belirgin şekilde azaldığı için günlük aktivitelere dönüş oldukça hızlı olur. Hastalar araç kullanabilir, seyahat edebilir ve merdiven çıkabilir. Ancak burada önemli bir nokta vardır:
Ağrı ortadan kalktığı için, normalde hastayı frenleyen koruyucu mekanizma devre dışı kalabilir.
Yani hasta ağrı hissetmediği için fazla zorlama, ağır kaldırma veya ani hareketler gibi omurgayı zorlayıcı aktiviteleri farkında olmadan yapabilir.
Bu nedenle hastaların:
Kendilerini iyi hissetseler bile ilk günlerde aşırı fiziksel aktiviteden kaçınmaları,
Ani öne eğilme, dönme ya da ağır yük kaldırmaktan uzak durmaları,
Günlük aktiviteleri kademeli olarak artırmaları özellikle vurgulanması gereken önemli bir noktadır.
Ağrının azalması iyileşmenin hızlandığı anlamına gelir, ancak dokuların tam iyileşmesi zaman aldığından hastaların dikkatli olması önerilir.Epidural enjeksiyonun etki süresi hastadan hastaya değişir.
Bu değişkenlikte şu iki faktör önemli rol oynar:
1. Ağrı duyusunun azalması nedeniyle koruyucu mekanizmanın ortadan kalkması
Enjeksiyon sonrası ağrı belirgin şekilde azaldığı için, hastalar ağrının frenleyici etkisini hissetmez.
Bu nedenle:
Eski ağır işlerine,
Ani yük bindiren aktivitelere,
Uygun olmayan hareket kalıplarına
çok erken dönen kişilerde şikâyetler kısa sürede geri dönebilmektedir.
2. Dikkat eden hastalarda etki süresi çok daha uzundur
Günlük yaşamda özen gösteren, omurgayı zorlamayan ve doktorun önerilerine uyan hastalarda epidural enjeksiyonun etkisi mikrocerrahi kadar uzun süreli olabilmektedir.
Epidural enjeksiyon bazı durumlarda uygun değildir ve uygulanmaz:
Enjeksiyon bölgesinde lokal enfeksiyon bulunması,
Hastada aktif sistemik enfeksiyon veya sepsis olması,
Cerrahi tedavi gerektiren bel fıtığı veya omurga kanal darlığı bulunması.
Bu hastalarda epidural enjeksiyonlar etkili olmayacağı ve cerrahi müdahaleyi geciktirebileceği için tercih edilmez.
Bu kontrendikasyonlar, hastanın güvenliği ve doğru tedavi zamanlaması açısından büyük önem taşır.
Epidural enjeksiyonun felç yapma riski yoktur. İşlem, omuriliğin kendisine değil, çevresindeki epidural boşluğa uygulanır ve günümüzde görüntüleme eşliğinde yapıldığı için komplikasyon ihtimali son derece düşüktür. Literatürde kalıcı nörolojik hasar gelişimi son derece nadirdir ve uygun hasta seçimi ve steril koşullar ile bu risk neredeyse sıfıra yakındır.
Epidural enjeksiyon genel olarak güvenli bir işlem olmakla birlikte, her tıbbi girişimde olduğu gibi bazı riskler ve yan etkiler içerebilir. Bu risklerin görülme oranı oldukça düşük olup, işlem deneyimli bir hekim tarafından uygun koşullarda yapıldığında komplikasyon ihtimali daha da azalır.
1. Enfeksiyon
Epidural alana yapılan işlemlerde teorik olarak lokal enfeksiyon veya çok daha nadir olmak üzere epidural apse gelişme riski vardır.
Bu risk, steril koşullara dikkat edilmesi ve uygun cilt antisepsisi ile son derece düşük seviyededir.
Enfeksiyon gelişmesi durumunda ateş, artan ağrı, kızarıklık gibi belirtiler görülebilir ve tedavi gerekebilir.
2. Kanama
Kanama riski özellikle şu durumlarda önem kazanır:
Kanama bozukluğu olan hastalar,
Kan sulandırıcı (antikoagülan) kullanan hastalar.
Epidural alanda oluşabilecek bir kanama, nadiren epidural hematoma yol açabilir. Bu nedenle işlem öncesinde hastanın kullandığı ilaçlar dikkatle değerlendirilir ve gerekirse işlem ertelenir.
3. Alerjik Reaksiyon
Enjeksiyonda kullanılan lokal anesteziklere veya kortikosteroidlere karşı alerjik reaksiyon gelişmesi mümkündür ancak oldukça nadirdir.
Hafif alerjik reaksiyonlarda kaşıntı ve kızarıklık görülebilirken, çok nadiren daha ciddi reaksiyonlar gelişebilir.
İşlem öncesi hastanın ilaç alerjileri mutlaka değerlendirilir.
4. Geçici Yan Etkiler
Bazı hastalarda işlemden sonra birkaç saat sürebilen hafif ve geçici etkiler oluşabilir:
Bacaklarda uyuşma veya karıncalanma,
Baş dönmesi,
Enjeksiyon yerinde hassasiyet.
Bu etkiler genellikle kısa sürede kendiliğinden kaybolur.
Bel fıtığı ameliyatı, sinir üzerindeki baskıyı kaldırarak hastanın ağrı ve hareket kısıtlılığını hızlı şekilde azaltmayı amaçlayan etkili bir cerrahi tedavi yöntemidir.
Boyun fıtığı ameliyatı, omurilik ve sinir köklerine baskı yapan fıtıklaşmış diski temizleyerek hastanın kol ağrısı, uyuşma ve güçsüzlük gibi şikayetlerini kalıcı biçimde hafifletmeyi hedefleyen hassas bir cerrahi müdahaledir.
Ameliyatsız bel ağrısı tedavisi için yapılan enjeksiyonlar ağrının kaynağını hedefleyerek cerrahiye ihtiyaç duymadan kalıcı rahatlama sağlamayı amaçlar.
Bel ağrısı için radyofrekans tedavisi, ağrıya neden olan sinirleri kontrollü ısı enerjisiyle devre dışı bırakarak uzun süreli rahatlama sağlayan, minimal invaziv ve etkili bir yöntemdir.
Beyin tümörü ameliyatı kraniotomi tekniği, kafatasında hassas bir pencere açılarak tümöre doğrudan ulaşılmasını ve güvenli şekilde çıkarılmasını sağlayan ileri bir cerrahi yöntemdir.
Vidasız kanal daralması ameliyatı, omurilik kanalındaki baskıyı özel mikroskobik tekniklerle gevşeterek vidalama yapmadan hastanın ağrı ve yürüme güçlüğünü güvenli şekilde azaltmayı hedefleyen modern bir cerrahi yöntemdir.
Boyun fıtığı ameliyatı, her cerrahi işlemde olduğu gibi enfeksiyon, sinir yaralanması ve ses kısıklığı gibi düşük oranlı riskleri vardır.
Bel Kayması Ameliyatı Kaç Günde İyileşir?
Bel kayması ameliyatı, omurgadaki kaymış omurun vidalar ve özel implantlarla stabilize edilerek sinir baskısının giderildiği, ağrıyı azaltıp hareketliliği artırmayı amaçlayan etkili bir cerrahi tedavi yöntemidir.
Omurga kırığı ameliyatı, kırılan omurunun vidalar ve implantlarla yeniden stabilize edilerek olası sinir baskısı ve hasarının önlenmesi amaçlanır.
Omurga kırığı iyileşme süresi, kırığın tipine göre genellikle 4-6 hafta sürerken, bu dönemde kullanılan korse omurgayı sabitleyip iyileşmeyi hızlandırarak ağrının kontrol altına alınmasına yardımcı olur.
Dar kanal ameliyatı, omurilik ve sinirler üzerindeki baskıyı mikroskobik veya minimal invaziv tekniklerle azaltarak hastanın yürüme kapasitesini ve yaşam kalitesini belirgin şekilde artırmayı hedefleyen etkili bir cerrahi yöntemdir.
Kubital tünel sendromu, dirsek seviyesinde ulnar sinirin sıkışması sonucu elde uyuşma, güç kaybı ve ağrıya neden olan sinir tuzaklanması hastalığıdır.
Vertebroplasti ameliyatı, çökmüş omur gövdesine özel kemik çimentosu enjekte edilerek ağrının hızla azaltılmasını ve omurganın yeniden güçlendirilmesini sağlayan minimal invaziv bir tedavi yöntemidir.
Hidrosefali ameliyatı, beyin omurilik sıvısının dolaşımını düzenlemek için şant sistemi veya endoskopik üçüncü ventrikülostomi gibi yöntemlerle fazla sıvıyı boşaltarak beyin basıncını güvenli şekilde düşürmeyi amaçlayan kritik bir cerrahi tedavidir.
Normal basınçlı hidrosefali, yürüme bozukluğu, idrar kaçırma ve hafıza sorunlarıyla seyreden, beyin omurilik sıvısının normal basınca rağmen birikmesi sonucu oluşan ve doğru tanı ile tedavi edildiğinde belirgin düzelme sağlanabilen bir nörolojik tablodur.
