
2 min
BLOG
Op. Dr. Caner Sarıkaya
Vertebroplasti ve kifoplasti, osteoporoz ya da kanser metastazlarına bağlı olarak omurgada gelişen patolojik ve kompresyon tipi kırıkların tedavisinde kullanılan minimal invaziv girişimsel yöntemlerdir. Bu işlemlerde radyolojik görüntüleme eşliğinde kırık vertebra korpusu güçlendirilerek ağrının azaltılması ve omurganın ilerleyici çökmesinin önlenmesi amaçlanır.
Vertebroplastide vertebra korpusu içerisine polimetilmetakrilat (PMMA) adı verilen kemik sementi enjekte edilerek mekanik stabilite sağlanırken; kifoplastide ise sement enjeksiyonu öncesinde korpus içerisine balon yerleştirilerek vertebra yüksekliği restore edilir. Bu yöntemler özellikle osteoporoza bağlı düşük enerjili travmalar sonrası gelişen omurga kırıklarında en sık tercih edilen tedavi seçenekleri arasında yer alır. Ayrıca uygun olgularda travmatik kırıklar, metastatik omurga lezyonları, multiple myelom ve seçilmiş enfeksiyona bağlı vertebra hasarlarında da başarıyla uygulanabilir.
Kifoplasti, vertebroplastiden farklı olarak kırık korpusun içerisine yerleştirilen bir balon yardımıyla boşluk oluşturur ve omurga yüksekliğini restore eder. Vertebroplasti ise doğrudan PMMA enjeksiyonu ile uygulanır. Kifoplasti, özellikle kırık sonrası yükseklik kaybının düzeltilmesinde etkilidir.
Kifoplastide balon, mevcut kemiğin medüller dokusu içinde şişirilerek çevresi tamamen kemikle çevrili bir boşluk oluşturur ve bu sayede sementin (kemik çimentosunun) damar veya yumuşak dokuya kaçma riski belirgin şekilde azalır.
Her iki işlem de omurga kırıklarını tedavi etmek amacıyla kullanılan minimal invaziv tekniklerdir. Ancak uygulama şekilleri, etkileri ve elde edilen sonuçlar bakımından önemli farklılıklar içerir. Kifoplasti ve vertebroplasti arasındaki temel farklar:
1. İşlem Tekniği
Vertebroplasti: İnce bir iğne aracılığıyla, kırık ya da çökmüş omur gövdesinin içine doğrudan kemik çimentosu (PMMA) enjekte edilir. Omurda herhangi bir ön düzeltme yapılmadan çimento boşluklara yayılır.
Kifoplasti: Önce omurun içine özel bir balon kateter yerleştirilir. Bu balon şişirilerek omurun çökmesiyle oluşan deformite mümkün olduğunca düzeltilir. Ardından boşluk çimento ile doldurularak omur sabitlenir.
2. Omur Yüksekliği ve Şekil Düzeltme
Vertebroplasti: Omurun çökmesi düzeltilmez, sadece mevcut kırık stabilize edilir.
Kifoplasti: Şişirilen balon sayesinde omurun yüksekliği bir miktar geri kazandırılır ve kifotik (kambur) eğrilik düzeltilmeye çalışılır.
3. Çimento Basıncı ve Yayılımı
Vertebroplasti: Çimento yüksek basınçla uygulanır, bu da bazı durumlarda çimentonun omur dışına sızma (ekstravazasyon) riskini artırabilir.
Kifoplasti: Çimento balonla oluşturulmuş boşluğa düşük basınçla verilir, bu da sızıntı riskini önemli ölçüde azaltır.
4. Kırık Tipine Uygunluk
Vertebroplasti: Genellikle daha stabil, omur yüksekliği fazla kaybolmamış kırıklarda tercih edilir.
Kifoplasti: Özellikle yüksek oranda çökmüş, şekil bozulmasına neden olmuş, ağrılı kırıklarda daha avantajlıdır.
5. Estetik ve Duruş Kazancı
Kifoplasti, omur yüksekliğini düzeltmeye yönelik olması sayesinde duruş bozukluğu ve kamburluk riskini azaltır. Vertebroplasti bu avantajı sağlamaz.

Vertebroplasti ve kifoplasti, omurga stabilitesini sağlamak, ağrıyı azaltmak ve kırığa bağlı fonksiyon kaybını önlemek amacıyla aşağıdaki klinik durumlarda uygulanabilir:
1.Osteoporotik kompresyon kırıkları:
Kemik mineral yoğunluğunun azalmasına bağlı olarak gelişen osteoporotik vertebra kompresyon kırıkları, özellikle ileri yaş grubundaki hastalarda sık görülür ve çoğu zaman ani başlayan, hareketle artan şiddetli sırt ve bel ağrısı ile kendini gösterir.
Bu ağrı; hastanın ayağa kalkmasını, yürümesini ve günlük aktivitelerini belirgin şekilde kısıtlayarak yaşam kalitesinde ciddi düşüşe neden olabilir. Uzun süreli immobilizasyon ise kas kaybı, pulmoner komplikasyonlar ve tromboembolik risk artışı gibi ikincil sorunlara yol açabilir.
Bu hastalarda ilk basamak tedavi genellikle konservatif yaklaşımlardır. Analjezik ve antiinflamatuvar ilaçlar, osteoporoz tedavisi, korse kullanımı ve aktivite modifikasyonu ile ağrı kontrolü sağlanmaya çalışılır.
Ancak bazı hastalarda, özellikle şiddetli ve kalıcı ağrısı olan, günlük yaşam aktiviteleri belirgin şekilde etkilenen olgularda konservatif tedaviye rağmen yeterli klinik iyileşme sağlanamayabilir.
Konservatif tedaviye yanıt vermeyen semptomatik hastalarda, minimal invaziv girişimler olan vertebroplasti veya kifoplasti etkili ve güvenilir tedavi seçenekleri olarak öne çıkar.
Bu yöntemler, kırık vertebra korpusuna kemik çimentosu enjekte edilerek vertebranın mekanik stabilitesinin artırılmasını ve mikromobilitenin ortadan kaldırılmasını sağlar. Sonuç olarak ağrı genellikle hızlı ve belirgin şekilde azalır, hastanın erken mobilizasyonu mümkün olur.
Özellikle akut veya subakut dönemde uygulanan kifoplasti, vertebra korpus yüksekliğinin kısmen restore edilmesine ve gelişmiş kifotik deformitenin düzeltilmesine katkı sağlayarak, hem fonksiyonel hem de postüral açıdan avantaj sunabilir.

2.Spinal metastazlara bağlı vertebra kırıkları
Omurgaya metastaz yapan malign tümörler, vertebra korpusunda osteolitik yıkıma neden olarak kemik dokunun taşıyıcı gücünü belirgin şekilde azaltır. Bu yapısal zayıflama sonucunda vertebra korpusu, minimal travma hatta günlük fizyolojik yükler altında dahi patolojik kompresyon kırıklarına yatkın hale gelir. Bu kırıklar sıklıkla şiddetli ve sürekli ağrı, omurga instabilitesi ve hastanın mobilitesinde belirgin kısıtlanma ile seyreder.
Spinal metastazı bulunan hastalarda uygulanan radyoterapi, tümör kontrolünde etkili olmakla birlikte, vertebra korpusundaki sağlam kemik dokusunda tümöral doku kaybına ve yapısal zayıflamaya yol açabilir. Bu durum, özellikle tedavi sonrası dönemde gecikmiş kompresyon kırıkları gelişme riskini artırır ve hastalarda yeni başlayan ya da artan ağrıya neden olabilir.
Bu hasta grubunda vertebroplasti, hem tedavi edici hem de koruyucu bir yaklaşım sunar. İşlem sayesinde vertebra korpusunun mekanik stabilitesi artırılarak:
Radyoterapi sonrası gelişebilecek kompresyon kırıkları önlenebilir,
Mevcut ağrı hızlı ve etkin biçimde kontrol altına alınabilir,
Omurga instabilitesi azaltılabilir,
Hastanın mobilizasyonu ve yaşam kalitesi artırılabilir.
Uygun hasta seçimi yapıldığında, vertebroplasti radyoterapi ve sistemik onkolojik tedavilerle kombine edilerek palyatif ve fonksiyonel açıdan anlamlı klinik fayda sağlar.

3.Omurganın hemanjiyomları ve litik lezyonları
Vertebra korpusunda yerleşen hemanjiyomlar ve litik karakterdeki lezyonlar, normal kemik dokusunun yerini daha zayıf ve dayanıklılığı düşük bir doku ile değiştirerek vertebranın mekanik gücünü belirgin şekilde azaltır.
Özellikle agresif özellik gösteren hemanjiyomlar ve metastatik ya da primer litik lezyonlar, vertebra korpusunda yapısal bütünlüğün bozulmasına neden olarak patolojik kompresyon kırıkları açısından yüksek risk oluşturur.
Bu lezyonlar çoğu zaman tesadüfen saptanabilse de, semptomatik olgularda lokalize sırt veya bel ağrısı, hareketle artan mekanik ağrı ve nadiren nörolojik bulgular görülebilir.
Ağrı genellikle vertebra içindeki mikromobilite ve kemik zayıflığına bağlı olarak gelişir ve konservatif tedaviye direnç gösterebilir.
Bu hasta grubunda vertebroplasti, hem tedavi edici hem de koruyucu bir girişim olarak önemli avantajlar sağlar. Lezyon içeren vertebra korpusuna kemik çimentosu enjeksiyonu ile:
Vertebranın mekanik dayanıklılığı artırılır,
Mikromobilite ortadan kaldırılarak ağrı etkin biçimde azaltılır,
Olası kompresyon kırıklarının gelişimi önlenebilir,
Hastanın mobilitesi ve günlük yaşam fonksiyonları korunur.

İşlemden önce hastanın 6 saat boyunca aç kalması gerekmektedir. Ameliyathaneye alındıktan sonra hasta monitörize edilir ve tüm hayati bulgular düzenli olarak takip edilir. İşlem genellikle hafif sedasyon ve lokal anestezi altında yapılır.
Skopi (anlık görüntüleme) rehberliğinde kırık veya patolojik vertebra seviyesinin doğrulanmasının ardından yaklaşık 3 mm’lik küçük bir kesi yapılarak kanül yardımıyla ilgili omura giriş sağlanır.
Malignite şüphesi bulunan olgularda bu aşamada biyopsi alınması mümkündür. Bu noktadan sonra işlem uygulanan tekniğe göre değişir:
Kifoplasti yönteminde omur içerisine bir balon yerleştirilerek dikkatle şişirilir ve çökme kırığı olan alanda boşluk ve yükseklik kazanımı sağlanır. Vertebroplasti yönteminde ise herhangi bir balon kullanılmadan PMMA (kemik çimentosu) doğrudan ilgili bölgeye enjekte edilir. Son aşamada PMMA dikkatle uygulama alanına yerleştirilerek işlem tamamlanır.
Hastalar ameliyat sonrası genellikle desteksiz şekilde mobilize edilir ve kontrol amaçlı görüntüleme yapılır. Çoğu hasta, işlemden 2–3 saat sonra taburcu edilebilecek kadar hızlı bir iyileşme gösterir. Ancak özellikle ek hastalığı olanlar, ağrı kontrolü daha uzun sürenler veya yakın izlem gerektiren hastalar, güvenlik amacıyla 24 saat sonra taburcu olabilir.

Kifoplasti ve vertebroplasti, omurga kırıklarında ağrıyı hızla azaltan güvenli yöntemler olsa da her cerrahi işlemde olduğu gibi bazı riskler içerir; işlem sırasında uygulanan kemik çimentosu (sement) bazen diske kaçabilir, nadiren sinir köklerine baskı yapacak şekilde sızabilir veya damar içine ilerleyerek komplikasyon oluşturabilir.
Ayrıca enfeksiyon, kanama, çimento reaksiyonuna bağlı ağrı ve çok düşük oranda pulmoner emboli gibi riskler de mevcuttur; ancak deneyimli bir ekip, doğru hasta seçimi ve modern görüntüleme eşliğinde işlem yapıldığında bu komplikasyonların görülme olasılığı oldukça düşüktür.
Kifoplasti , vertebroplasti genellikle 20–30 dakika süren kısa işlemlerdir. Ameliyat sırasında hastaya, kolonoskopi veya gastroskopide uygulanan sedasyona benzer şekilde hafif sedasyon verilir; bu sayede hasta rahat, bilinçli ve ağrısız bir süreç yaşar.
İşlem sonrasında bazı hastalarda hafif bel ağrısı görülebilir; bu ağrı genellikle giriş yerine bağlıdır ve çoğu hastada 24–48 saat içinde kendiliğinden geçer.Hastalar çoğu zaman aynı gün ayağa kalkabilir, kontrol görüntülemeleri yapıldıktan sonra 2–3 saat içinde taburcu edilebilir ve kısa sürede günlük yaşam aktivitelerine güvenle dönebilir.
Korse kullanımına gerek yoktur, ek bir fizik tedavi programı genellikle önerilmez.Dikişler çoğu zaman emilebilen sütür olduğu için sütür alımına gerek olmaz. Hastalar 24 saat sonra duş alabilir, ilk 3 gün günlük pansuman yapılması önerilir ve bu süreçte, işlem yerindeki geçici bel ağrısı için basit ağrı kesiciler yeterli olmaktadır.
Sıkça Sorulan Sorular
1.İşlem Sonrası Hastanede Yatmak Gerekir Mi?
2.Riskli mi, Büyük Bir Cerrahi İşlem mi?
3.İşlem Sonrası Ağrı Kontrolünde Başarı Oranı Nedir?
4.İşlemin Riskleri Nelerdir?
Her cerrahi işlemde olduğu gibi bazı komplikasyonlar nadir de olsa görülebilir:
5.Bu İşlem Hangi Durumlarda Uygulanmaz?
Aşağıdaki durumlarda kifoplasti ve vertebroplasti kontrendikedir:
6.Bu İşlem Ağrı Kontrolünü Nasıl Sağlar?
👉 Ameliyat kararınız netleştirmek için, "Omurga kırığı ameliyatı hakkında bilinmesi gerekenler" yazımızı da mutlaka okuyun.”
🟢 WhatsApp | 💬 Online iletişim için tıklayın.
Omurga kırığı belirtileri arasında ani ve şiddetli sırt veya bel ağrısı, hareketle artan ağrı, kamburluk ve ileri durumlarda bacaklarda uyuşma ya da güçsüzlük gibi nörolojik şikayetler yer alabilir.
Omurga kırığı ameliyatı, omurga stabilitesini sağlamak ve sinir dokularını korumak amacıyla kırık omurların vida ve rod sistemleriyle sabitlendiği cerrahi bir işlemdir.
Omurga kırığı, kırığın tipine ve uygulanan tedaviye bağlı olarak genellikle 4 ile 6 hafta içinde kaynarken, tam fonksiyonel iyileşme ve güçlenme süreci birkaç ay sürebilir.
Bazı omurga kırıkları, kırığın tipi ve hastanın genel durumu uygunsa, korse ve istirahat gibi ameliyatsız yöntemlerle iyileşebilir.
Vertebroplasti ve kifoplasti, çökme kırığı gibi durumlarda omurgadaki hasarlı omurun içine özel çimento enjekte edilerek yapılan minimal invaziv işlemlerken; açık ameliyat, omurga kırığının daha ciddi olduğu durumlarda omurganın yeniden stabilize edilmesini sağlayan daha büyük cerrahi müdahalelerdir.
L2 vertebra kırığı, bel omurgasının ikinci lomber omurunda meydana gelen travmaya bağlı bir kırık olup, hastada sırt-bel ağrısı ve hareket kısıtlılığına neden olabilir.

Ameliyatsız bel ağrısı tedavisinde uygulanan sinir blokajı, radyofrekans ve enjeksiyon gibi yöntemler hastaların ağrı kontrolünü sağlayarak yaşam kalitesini artırır.
Vidasız kanal daralması ameliyatı, omurga kanalındaki sinir basısını minimal invaziv yöntemlerle platin kullanmadan gideren modern bir cerrahi tedavidir.
Boyun fıtığı ameliyatı, omurilik ve sinir köklerine baskı yapan fıtık dokusunun çıkarılmasıyla ağrı, uyuşma ve güçsüzlüğü azaltmayı hedefleyen bir cerrahidir.
Kapalı bel fıtığı ameliyatı, sadece 1 cm’lik küçük bir kesiyle yapılan minimal invaziv yöntem olup, sinir baskısını ortadan kaldırarak hastaların hızlı iyileşmesini sağlar.
Beyin ameliyatı, mikrocerrahi teknikleri kullanılarak sağlıklı dokulara minimal zarar verilmesi hedeflenen ve beyin tümörü ile beyin kanaması gibi rahatsızlıkların tedavisinde uygulanan bir cerrahidir.
Platin ameliyatı riskleri arasında enfeksiyon, platin gevşemesi, sinir yaralanması ve nadiren yeniden cerrahi gereksinimi olabilir.
Karpal tünel sendromu, el bileğinde sinir sıkışması sonucu ortaya çıkan uyuşma, ağrı ve güçsüzlük ile karakterize yaygın bir hastalıktır.
Ulnar sinir ameliyatı, dirsekteki sinir basısını ortadan kaldırarak el ve parmaklarda normal his ve fonksiyonun geri kazanılmasını sağlar.

Peroneal sinir sıkışması ameliyatı, bacakta sinir üzerindeki baskıyı ortadan kaldırarak düşük ayak ve yürüme bozukluğu şikâyetlerini azaltmayı amaçlayan etkili bir cerrahi yöntemdir
