
2 min
BLOG
Op. Dr. Caner Sarıkaya
Bel fıtığı, birçok kişide görülen yaygın bir rahatsızlıktır. Ancak, her bel fıtığı vakası ameliyat gerektirmez. Temel tedavi yaklaşımı istirahat ve ağrı kesici ilaçlardır. Eğer üç ila beş gün süren istirahate rağmen ağrınız devam ediyorsa, bir beyin ve sinir cerrahisi uzmanına başvurarak bel bölgenize yönelik MR görüntüleme yaptırmanız faydalı olacaktır.
Bel fıtığı, özellikle belden bacağa yayılan ağrı ile kendini gösterir. Diz altına, dizin yan tarafına veya ön yüzünden aşağı doğru yayılan ağrılar bel fıtığının tipik belirtileri arasındadır. Eğer medikal tedaviye dirençli, bacağa vuran şiddetli ağrılar veya güç kaybı mevcutsa, kapalı bel fıtığı ameliyatı kaçınılmaz hale gelebilir.
20-25 yaş arasındaki hastalarda, eğer güç kaybı yoksa, ameliyatsız bel fıtığı tedavilerini denenmelidir. Bel fıtığı, genellikle disk dokusunun ve çevresindeki yapıların normalden fazla yüke maruz kalması veya fıtık seviyesindeki instabilite gibi nedenlerle ortaya çıkar.
Bu nedenle, 25 yaşında ameliyat edilen bir hasta, uzun vadede aynı duruma tekrar maruz kalarak bel fıtığının nüksetme riskini taşıyabilir. Genç hastalarda ameliyat kararını mümkün olduğunca geciktirmenin ve ameliyatsız tedavi yöntemlerini öncelikle denenebilir.
Bu hastalarda epidural enjeksiyon gibi ameliyatsız yöntemler; ödem ve inflamasyonun azaltarak ağrının kontrol altına alınmasını sağlar.Hasta bu sayede günlük yaşam aktivitelerine daha hızlı döner.
Uygun hasta seçimiyle birlikte fizik tedavi, ilaç tedavisi ve epidural enjeksiyon kombinasyonu ile cerrahi tedavi gereksinimini geciktirebilir ya da tamamen ortadan kaldırabilir.
Bu yaklaşım, özellikle genç hastalarda gereksiz cerrahi risklerden kaçınmak ve doğal iyileşme sürecini desteklemek açısından önemlidir.

Günümüzde tecrübe ve mikroskop teknolojisinin gelişmesiyle birlikte, bel fıtığı ameliyatlarının ortalama süresi yaklaşık 45 dakikaya kadar inmiştir. Hastalar ameliyat sonrası 4. Saat yürüyebilir ve genellikle 24 saat içinde taburcu edilebilir. Spinal anestezi uygulanan hastalar ise aynı gün taburcu olma şansına sahiptir.
Bel fıtığı ameliyatı sonrası 10 yıllık süreçte nüks oranı yaklaşık %8–10 olup, yaklaşık %2 oranında komplikasyon görülebilir; bu komplikasyonlar arasında enfeksiyon, kanama, dural yırtık, sinir kökü hasarı ve nadiren kalıcı nörolojik defisit yer almaktadır.
Bel fıtığı, birçok kişide görülen yaygın bir durumdur. Ancak, her bel fıtığı belirti vermez. Bu tür fıtıklara "sessiz bel fıtığı" denir. Belden bacağa yayılan şiddetli ağrı ve güç kaybına neden olan fıtıklarda cerrahi tedavi gerekebilir. Günümüzde ise ameliyatsız yöntemlerle bel fıtıklarının yaklaşık %90'ını tedavi etmek mümkündür.
Medikal tedaviye dirençli ağrıları olan hastalarda, bu durum günlük işlerini yapmalarını zorlaştırarak fonksiyonel kısıtlılığa yol açabilir. Aynı şekilde, sinir basısına bağlı güç kaybı olan hastalarda, bu kayıp işlevsel kısıtlılıklara sebep olabilir.
Sinir basısının süresi hastadan hastaya değişmekle birlikte, genellikle güç kaybında iyileşme beklenir. Ancak, uzun süreli basıya maruz kalan hastalarda bu toparlanma sınırlı olabilir. Ameliyat sonrası ağrılar hızla geçtiği için hastalar kısa sürede normal yaşamlarına dönebilir.
👉 Ameliyat kararınızı netleştirmek için, "bel fıtığı ameliyatı hakkında bilinmesi gerekenler" yazımızı da mutlaka okumanızı tavsiye ederim
🟢 WhatsApp | 💬 Online iletişim için tıklayın.

Eğer bacağınıza yayılan ağrı, uyuşma ve karıncalanma hissi varsa ve hiçbir medikal tedavi ile rahatlama sağlanamıyorsa, cerrahi tedavi gerekebilir. Medikal tedaviye dirençli ağrılar ve güç kaybı, günlük işlevlerde ciddi kısıtlılıklara neden olabilir. Kapalı bel fıtığı ameliyatı ile hastalar hızlı bir şekilde eski yaşamlarına dönerek bu işlev kısıtlılığından kısa sürede kurtulurlar.
Özellikle Cauda Equina Sendromu, acil cerrahi gerektiren ciddi bir durumdur. Bu sendrom, omurilikten çıkan sinir köklerine olan basının şiddetli hale gelmesiyle ortaya çıkar. Perineal uyuşukluk (anüs ve genital bölge çevresinde hissizlik), idrar ve dışkı tutamama (inkontinans) ve ilerleyici güç kaybı gibi belirtiler Cauda Equina Sendromu’nun tipik özellikleridir. Bu durumda, sinir hasarının geri dönüşümsüz olmaması için acil cerrahi müdahale şarttır. Erken müdahale edilmediğinde, kalıcı idrar ve gaita kontrol problemleri ile bacaklarda ciddi fonksiyon kaybı gelişebilir.
Bel fıtığında ameliyatsız tedavi yöntemleri günlük pratikte yaygın olarak uygulanmaktadır. Ancak, hastanın ağrı skoru, güç kaybının olup olmaması gibi faktörler tedavi seçimini belirlemede önemlidir. Özellikle sinir hasarı bulunan hastalarda ameliyatsız tedaviler kontrendikedir. Ayrıca, omurgada instabilite tespit edilen veya kemik basısı olan hastalarda bu tedavilerin etkinliği, yalnızca bel fıtığı olan hastalara göre daha düşük olabilir.
Belden bacağa yayılan, medikal tedaviye dirençli ve güç kaybına neden olan, günlük yaşam kalitesini ciddi şekilde bozan hastalarda kapalı bel fıtığı ameliyatı kesin bir çözüm sunar.
Hastalarımın sıkça sorduğu sorulardan biri de, "Fıtığım tekrar edebilir mi?" oluyor. Doğru cevap evet, ancak bu tekrar oranı %5-7’yi geçmez. Yani 100 hastanın yaklaşık 7’sinde fıtık yeniden oluşabilir. Bunun başlıca nedeni, hastanın yaşam tarzını değiştirmemesi, ameliyat sonrası ağır yük kaldırmaya devam etmesi ve yanlış hareketler yapmasıdır. Bu nedenle, ameliyat sonrası dönemde kendimizi korumamız büyük önem taşımaktadır.
Bu noktada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus da ağrının aslında koruyucu bir mekanizma olduğudur.
Ameliyat öncesi dönemde bel ve bacak ağrısı, hastayı ağır yük kaldırmaktan ve belini zorlayacak hareketlerden doğal olarak alıkoyar. Ancak ağrı ortadan kalktığında, birçok hasta kendini tamamen iyileşmiş gibi hissederek eski alışkanlıklarına hızla geri döner. Bu süreçte ağır yük kaldırma, ani eğilme ve yanlış postürle yapılan hareketler yeniden başlar; sonuç olarak omurgadaki dejeneratif süreç hızlanır ve yüklenme artar. Bu durum hem nüks riskini yükseltir hem de zamanla daha şiddetli şikâyetlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlar.
Bu nedenle ameliyat sonrası dönemde bel koruma prensiplerine uyulması, kilo kontrolü, düzenli egzersiz ve doğru hareket alışkanlıklarının kazanılması en az ameliyat kadar önemlidir.
Bel fıtığı ameliyatı her hasta için farklı şekilde değerlendirilir. Bu nedenle bel fıtığı ameliyatı kararı mutlaka kişiye özel verilmelidir.
👉 Ameliyat kararınız netleştiyse, "bel fıtığı ameliyatı hakkında bilinmesi gerekenler" yazımızı da mutlaka okuyun.”
🟢 WhatsApp | 💬 Online iletişim için tıklayın.
Bel fıtığı ameliyatı sinir üzerindeki baskının mikrocerrahi yöntemle kaldırılarak hastanın ağrı ve hareket kısıtlılığının giderilmesini amaçlayan modern bir cerrahi işlemdir.
Bel fıtığı ameliyatı süresi, uygulanan cerrahi tekniğe ve fıtığın durumuna bağlı olarak değişir
Bel fıtığı ameliyatı olan hastalar genellikle aynı gün ayağa kalkabilir ve tam iyileşme süreci ortalama 10 günde tamamlanır.
Boyun fıtığı ameliyatı, genellikle güvenli bir işlemdir ancak sinir hasarı, enfeksiyon veya ses kısıklığı gibi nadir komplikasyon riskleri bulunabilir.
Beyin tümörü ameliyatı, kraniotomi yöntemiyle kafatasının açılarak tümörün mikrocerrahi tekniklerle güvenli şekilde çıkarıldığı hassas bir cerrahi işlemdir.
Vidasız kanal daralması ameliyatı, omurilik ve sinir kökleri üzerindeki baskının vidalama yapılmadan giderildiği, özellikle yaşlı hastalarda güvenle uygulanan modern bir cerrahi yöntemdir.
Omurga kırığı ameliyatı, omurların stabilitesini sağlamak ve omurilik basısını gidermek amacıyla vida, veya çimento enjeksiyonu gibi yöntemlerle yapılan bir cerrahi müdahaledir.
Dar kanal ameliyatı, omurga kanalındaki sinir sıkışıklığını gidererek hastanın yürüme mesafesini ve yaşam kalitesini artırmayı amaçlayan cerrahi bir tedavi yöntemidir.
Bel kayması ameliyatı, omurların birbirine göre yer değiştirmesi sonucu oluşan sinir basısını ve omurga dengesizliğini düzeltmek amacıyla uygulanan bir cerrahi tedavidir.
Omurga kırığı, omur kemiklerinin travma, düşme veya osteoporoz gibi nedenlerle bütünlüğünü kaybetmesi sonucu ortaya çıkan ciddi bir omurga yaralanmasıdır.
Düşük ayak, sinir hasarı veya kas zayıflığı nedeniyle ayağın yukarı kaldırılmasında güçlük yaşanmasıyla ortaya çıkan ve yürüme dengesini bozan nörolojik bir durumdur.
Karpal tünel sendromu, özellikle ofis çalışanlarında el bileğinde sinir sıkışması sonucu ortaya çıkan, el ve parmaklarda uyuşma ile ağrıya yol açan yaygın bir meslek hastalığıdır.
Kubital tünel sendromu ameliyatı, dirsek bölgesinde ulnar sinir üzerindeki baskının kaldırılarak el ve parmaklardaki uyuşma ile güçsüzlüğün giderilmesini amaçlayan cerrahi bir işlemdir.
Peroneal sinir sıkışması ameliyatı, dizin dış yanındaki sinir üzerindeki baskının kaldırılarak ayağın yukarı kaldırma fonksiyonunun ve normal yürüme yetisinin yeniden kazanılmasını hedefleyen cerrahi bir işlemdir.
Vertebroplasti & Kifoplasti
Vertebroplasti ve kifoplasti, omurga kırıklarında çöken omur kemiklerine özel çimento enjekte edilerek ağrının giderilmesi ve omur yüksekliğinin yeniden sağlanmasını amaçlayan minimal invaziv tedavi yöntemleridir.
